Üç Kafadar
- Lale Yılmaz
- 16 Şub 2022
- 3 dakikada okunur
Beden, zihin, ruh üç kafadar olarak yaşamımızın yapı taşlarıdır. Beden, ruh ve zihin bir bütün olarak dengeli olmanın yoludur. Üç kafadarlar kendi aralarında bağlantılı ve bir denge içinde olduklarında farkındalıklı bir yaşamdan söz edebiliriz. Farkında olmak, yaşamı yönetmeye başlamanın ilk adımıdır.
Bu üç kafadarın her birinin ayrı dilleri, ayrı mesajları vardır.
Ruhun dili, hisler, duygulardır. Her zaman kendimizi iyi hissetmek çabasında oluruz, isteğimiz bu yöndedir. Ruhsal varlığımız da bize iyi hissetme yolunda mesajlar vermeye çalışır. Onun görevi iyi hissettirmek ve buna yol açan hatırlatmalar yapmak. Bunun için de duyguları kullanır. Sessizdir, sakinliği sever.
Zihin ise aslında bir araçtır. Ruhun bize gönderdiği işaretleri gördükten sonra zihnimizi kullanarak nasıl çözüm bulacağımızı göstermeye çalışır. Duygular aracılığıyla bir şeylerin yolunda gitmediği mesajları geldikten sonra; bu iyi, bu iyi değil, böyle yap, yapma gibi çözümler üretmeye başlar. Çok hızlı ve konuşkandır zihin.
Bedenin dili ise çok çeşitlidir. Hastalık, sağlık, fazla kilolar gibi çeşitleri vardır. Yediğimiz yemekten keyif almak, almamak bile bedenin bir şeyleri anlatma yoludur. Birçok şey bedenin dili aracılığı ile gelen mesajlardır. Örneğin; bir duruma sinirlendiğimizde hisler aracılığı ile bedene mesajlar gelmeye başlar. Ensemiz gerginleşir, kalp atışımız hızlanır. Bunlar ruhun duygular aracılığı ile bedene gönderdiği mesajlardır.
Beden çok önemlidir, ruhtan gelen mesajı alıp çözüme doğru götürme kısmında zihne ihtiyaç duyar. Zihin bazen çok yönlendirici olabilir. Bunu yaparsan şöyle olur, yapmazsan böyle olur gibi sürekli çözüm üreterek konuşur. Bazen çok düşünürken buluruz kendimizi. Çok fazla düşünmeye başlarsak araç olarak kullanmamız gereken zihni amaç haline getirmeye başlarız. Düşünceyi zihin aracıyla kullanmak yerine sürekli düşünür hale gelirsek, içinden çıkılması zor durumlarla karşılaşabiliriz.
Peki bu üçlü nasıl hem bir arada olacak hem de dengede olacak?
Ruhsal varlık için sessizlik, sakinlik gerektiğini vurgulamıştım. Etrafınızda çok gürültü varsa, zihninizde çok düşünce varsa, ruhun ne dediğini duymanız pek mümkün olamayacaktır.
Zihin çok düşünürse duyamazsınız. Zihin sözcükler yolu ile sürekli üretir. Ruhun yolu ise hislerdir. Duymamız gerekenler için kendimizle temas çok önemlidir. Ruhun söylemeye çalıştığı mesajlar sözcüklerle gelmediği için sessizleşmediğimiz zaman onu duyamayız. Bu sadece fiziksel ortam sessizliği değil. Durup, hislerimizi fark etmek, iç sesimize kulak verebilmek. Duygularımızın farkına varmaya başladıkça, ruhtan gelen mesajı anlamaya başlarız. Burada bir huzursuzluk var, sorun var buraya bak diye anlatır bize. Sessiz olmak, dingin olmak, dinlemek çok önemli. Ruhtan gelen mesajı duygular yoluyla fark ettik peki zihin ne yapacak? Çözümler üretmeye başlayacak. Sözcüklerle sürekli konuşacak.
Zihin düşünürken çözüm bulurken, beden sağlıklı kalarak, aktif olarak devreye girer. İnsanlara, olaylara zihnimizdeki düşüncelere verdiğimiz tepkiler bedenimizde ortaya çıkan duyumlarla oluşur.
Tüm bunları deneyimlemek için aracımız bedendir. Ruhun sana yolunda gitmeyenler var buraya bak dediği, zihnin çözümünü bulduğu şeyi bedenle gerçekleştiririz.
Konuşma, hareket etme, dinlenme deneyimle ilgili her şey bedene ait. Doğru bir kaynaktan beslenmelidir. Ruhtan gelen sesleri duymayan bir beden kendine zarar da verdirebilir. Kendinizi ruhsal mesajlara açmazsanız bedene zarar vermiş olursunuz. Bedenin ruha göre zihin aracılığı ile bir gerçekleştirme aracı olduğunu unutmamak gerekir. Bu üçlü kendi arasında bir bütündür ve ilişkilerinde bağlantılı olmak önemlidir.
Beden, zihin bütünlüğünü sağlayamadıkça kendi merkezinizden uzaklaşırsınız. Kendi özünüzün farkında olamazsınız.
Ruh, zihin, bedenin ahenk içinde hareket etmesi; ruhun dilini sana duyurabilmesi, zihnin o çözümü bulabilmesi, bunu gerçekleştirebilmek için bedeninle sağlıklı bir şekilde hareket edebilmen demektir. Üçlü bütünlük bunların ahengidir. Bu ahengin, bütünlüğü olduğunu anlayabilmek için şu soruları cevaplamak iyi olacaktır
- Ruhun dilini anlayacak kadar sessiz misiniz? Bir şeylerin iyi gidip gitmediğinin, duygularınızın farkında mısınız?
- Zihninizi kullanabiliyor musunuz? Birtakım düşüncelerin içinde kaybolduğunuz zaman zihin sizi yönetiyor. Siz onu yönetebiliyor musunuz?
- Bedeniniz gerçekten o hayatı gerçekleştirebilecek dinçliğe, sağlığa sahip mi?
Sonuç olarak; her boyutta sağlıktan söz etmek gerekirse, yani ruhsal, zihinsel, bedensel. Tüm bunların birbirine çok büyük etkisi var. Mesela yoga yaptınız zihniniz berraklaştı, bedeniniz hareketlendi, özgürleşti. Zihnin berraklaşmaya ihtiyacı var yeni çözümler için. Bedenin harekete ve özgür olmaya ihtiyacı var. Meditasyon yaptınız ruhunuz aracılığıyla daha önce hiç fark etmediğiniz bir şeylerle karşılaştınız kendi merkezinizde. Ruhunuzu dinlemek, sesini duymak için gereken sessizliği, sakinliği sağladınız o da size ihtiyacınız olan mesajları gönderdi.
Tüm bunların etkileri herkes için farklıdır. Önemli olan ruh, beden, zihin bütünlüğü için size en iyi geleni bulmak ve keyif almak.
Ruh, zihin, beden bütünlüğünüz için ne yapacaksınız önemli olanın bu olduğunu unutmayın…
Bütünlükle kalmanız dileğiyle

Commentaires